Ticari kredi kefilliği iptali ve Yargıtay Kararları

ticari kredi kefilliği

Genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefilin sorumluluğu:

Ticari kredi kefilliği iptali ve Yargıtay Kararları ilgili bu yazımızda özellikle usule ilişkin genel bilgiler verilmiştir. Yine 2016 yılı na ait emsal Yargıtay Kararlarından bazıları hakkında bilgi verilmiştir.

Banka ile yapılan genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluğu tarafın tüketici veya şirket olmasına göre değişmektedir.  Yine ticari kredi kefilliği iptali bazı durumlarda mümkündür. Kural, “pacta sunt servanda yani “sözleşmeye bağlılık” ilkesi gereği özgür irade ile imzalanan sözleşmeye bağlılık hukukun temek bir ilkesidir. Buna karşın genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefilin sorumluluğu asıl borçlunun sorunluluk rejimi ile birebir değildir. Kefillikten nasıl kurtulurum sorusunu sormadan önce imzalanan genel kredi sözleşmesinin hukuki niteliğini öncelikle tespit etmek gerekmektedir.

Ticari kredi kefilinin sorumluluğu ile ilgili Yargıtay Kararları çoğunlukla mahkemelerin görevine ilişkindir. Genel kredi sözleşmesinde veya ticari kredilerde davaya baka görevi Asliye Hukuk mahkemesinin mi yoksa Tüketici mahkemelerinin midir ? Kefalet müteselsil kefalet midir ?  Kefil olarak imzalanan tüketici kredisi, genel kredi sözleşmesinde veya ticari kredi dışında teminat amaçlı alınan bonoya da müteselsil kefil olarak imza atılmış mıdır ? Bu ön çalışma açılacak davadan önce yapılacak hazırlığın yüzde onu bile değildir.

müteselesil kefil

Kefillikle ilgili 2016 yılı emsal Yargıtay kararları

Genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefilin sorumluluğu davalarında Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarından bazıları aşağıdaki gibidir. Hukuki etik ve emeğe saygı gereği karaların tamamı verilmemiştir.

“…Asıl uyuşmazlık konusu ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. TTK’nın 4. maddesi uyarınca davaya bakma görevi…” (YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ, 7.12.2016)

“…6098 Sayılı TBK’nın 584. maddesine ….04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 Sayılı Kanun’un 77. maddesiyle eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27…..2006 tarihli ve 5570 Sayılı … …. … Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için…” (11. HUKUK DAİRESİ, 1.12.2016)

“…Somut olayda, dosya kapsamı itibariyle alacaklı banka ile asıl borçlu … …. A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmeleri uyarınca asıl borçluya kredi kullandırıldığı, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi istenilen … ….A.Ş’nin asıl borçlu, …. … ve ….Paz. A.Ş., … ve …’in ise kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, asıl borçlu lehine verilen teminat mektuplarının banka tarafından tazmin edilmesi sebebiyle hesabın kat edilerek asıl borçlu ve müteselsil kefillere hesap kat ihtarının gönderildiği, buna rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesinin istenildiği, mahkemece de talebin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. …” (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ, 1.12.2016)

“…. Tüketici Mahkemesince ise dava tarihi itibariyle 4077 Sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu, bu Kanuna göre banka tarafından açılan kredi kartı sözleşmesinden kaynaklı davaların tüketici mahkesinde görülmesinin mümkün bulunmadığı, 6502 Sayılı Kanun’un 1. maddesine göre de Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davaların açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam edeceği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.

Banka kredi kartları, 4077 Sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununa 14.03.2003 tarihinde 4822 Sayılı Kanunla eklenen 10/A maddesiyle tüketici ilişkisi kapsamına alınmıştır. Kanunda, kart hamili ve kartı veren kurum ayrımı yapılmadığından, bu tarihten sonra kredi kartlarından kaynaklanan davalarda, 4077 Sayılı Kanun’un 23. maddesi uyarınca tüketici mahkemeleri görevli hale gelmiştir.

01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 44. maddesinde konu yeniden düzenlenmiş ve “kart hamili/kart çıkaran kuruluş” ayrımına gidilmiştir. Maddenin birinci fıkrası, “Tüketici olan kart hamili” tarafından açılacak davalarda 4077 Sayılı Kanun’un 22 ve 23. maddelerinin uygulanacağı ve dolayısı ile tüketici mahkemelerinin görevli olacağı açıklanmışken; ikinci fıkrada, “Kart çıkaran kuruluşlar” tarafından kart hamili aleyhine açılacak davalar yönünden 1086 Sayılı HUMK’nın (6100 Sayılı HMK’nın 447/2. maddesinde, başka kanunların HUMK’ya yaptığı atıfların HMK’ya yapılmış sayılacağı belirtildiğinden 01.10.2011 tarihinden itibaren bu atıf HMK olarak anlaşılmalıdır) görev ve yetkiye dair hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nın 2. maddesi, malvarlığı haklarından kaynaklanan davalar yönünden, sulh ve asliye hukuk mahkemeleri arasında dava konusunun değerine bağlı görev ayrımı kaldırarak, bu tür davalarda, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir

07.11.2013 tarihinde kabul edilip, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde tüketici, “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler” olarak tarif edilmiş, 3/l maddesinde ise “Bankacılık” sözleşmeleri de “Tüketici işlemleri” arasında sayılmıştır. Kanunun 73/1. maddesinde “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara dair davalarda tüketici mahkemeleri”nin görevli olduğu belirtilmiş; 83/2. maddesinde ise “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin

tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye dair hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü gibi 6502 Sayılı Kanunda, “Kart hamili/kartı veren kuruluş” ayrımı yeniden ortadan kaldırılarak, kredi kartından kaynaklanan uyuşmazlıklarda (kart hamilinin tacir olması hali hariç) görevli mahkemenin, dava açanın sıfatına bakılmaksızın tüketici mahkemeleri olacağı benimsenmiştir.

6502 Sayılı TKHK’nın “Geçiş Hükümleri” başlıklı geçici maddenin 1. fıkrası ise “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder” hükmünü içermektedir.

Somut olaya gelince davacı banka vekili, müvekkili ile dava dışı … arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden bu kişiye Bizcard kredisi/kredi kartı kullandırıldığını, 06.06.2006 tarih ve 250.000.-TL limitli genel kredi sözleşemesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, dava dışı borçlunun edimini yerine getirmediğini, asıl borçlu ve davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptalini talep etmekte olup, dava kredi kartını veren banka tarafından 21.4.2014 tarihinde (6502 Sayılı Kanun’un yürürlüğünden önce), açıldığından, her iki mahkemenin de davalıyı tüketici olarak kabul ettiği dikkate alındığında yukarda açıklandığı üzere, özel kanun olan 5464 Sayılı Kanun’un 44/2 ve 43. maddelerinin açık hükümleri karşısında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Kaldı ki dosya kapsamından davacı ile davalı arasında kredi sözleşmesi bulunmadığı, kredi sözleşmesinin davacı ile dava dışı … arasında düzenlendiği, taraflar arasında mal ve hizmet satışına dair hukuki bir işlem bulunmadığından davaya konu olayda gerek 4077 gerekse 6502 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir…” (YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, 11.11.2016)


Not: Bu yazı bir fikri çalışma olarak telif hakları ile korunmaktadır. Yazarından yazılı izin alınmadan bu makaleden kısmen dahi olsa alıntı yapılamaz.

 Bu makalenin yazılma nedeni internet ortamındaki bilgi kirliliğine kapılıp yetkin olmayanların yanlış yönlendirmelerle sebebiyle mahkemelerde hak ve zaman kaybına uğranılmaması için genel kültür bilgisi mahiyetindedir.

 Her dava veya hukuki başvuruda; husumet, yetki, görev,  ispat deliller gibi hukuki farklar olacağı için toplama bilgilerle hukuk macerasına çıkmanız size mahkeme masrafları olarak geri dönebilir. Hukuk mücadelesine kendi başınıza çıkacaksanız hak ve zaman kaybına uğramamak için ;

1535 maddeden ibaret Türk Ticaret Kanununu,

649 maddeden ibaret Türk Borçlar Kanunu,

88 Maddelik 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununu,

452 maddeden ibaret Hukuk Muhakemeleri kanununu ve sonrasında da gerekeceği için

143 maddeden ibaret İcra İflas Kanununu ve bunların binlerce kararlık Yargıtay uygulamalarını iyi öğrenmenizi  ya da bunların eğitimi almış bir avukat yardımı ile haklarınız aramanızı tavsiye ederiz.

 

Ticari kredi kefilliği iptali ve Yargıtay Kararları” üzerine bir yorum

Yorum yapın